07 Aralık 2009 Pazartesi

zamansız

Bırakıp gidemeyeceğim ne var
Arkamı dönemeyeceğim
Dönünce üzüleceğim
Söyle ey sonsuz gökyüzü
Söyle derinler derini deniz
Söyle uçsuz bucaksız karanlık
Ne var beni bağlayan buralara
Neyin kurbanı olmuş bu kimsesiz kalbim
Neye bağlanmış bu kadar hırpalanmış duygularım
Neye inanıp bu denli acı çekmiş ruhum
Hangi kusursuz çembermiş o dışına çıkamadığım
Hangi mükemmel melodi o
Duymazsam çıldıracağım…
Kim öğretmiş bana cevapsız sorular sormayı
Kim varmış ki yanımda
Yalnızlıktan başka bir duyguyu yaşamışım da
Sitem eder olmuşum yalnızlığa
Söver olmuşum…

Sözlerime aldırmayan
İçinde yok olduğum kudretli evren
Söyle şimdi
Kim saklamış da adımı bir türlü duyamamışım
Kim azat etmiş beni bu tanımadığım âleme
İçinde kaybolduğum bu insan sürüsü
Kim ki hiç birini tanır görünmem
Kim ki bu umutsuzluk içinde beklediğim…
Söyle
Kim bu satırları yazan
Kim?

06 Aralık 2009 Pazar

sonuç


Elimden hiç bir şey gelmez
Gelsen de artık fark etmez
Tutsan da elimden düşerim
Elimden hiç bir şey gelmez
Artık…


17 Kasım 2009 Salı

ızdırap gibisin

Aşk gibi bir şarkısın, duyduğum belli belirsiz.
Özlemle içime çektiğimsin sesini, uzaklardan gelen.
Hem daha net duymak istediğim,
nerden geldiğini merak ettiğim,
hem de hiç kıpırdamadan,
bulmaya çalışmadan dinlediğim.
İlham gibisin, gecenin en renksiz anında aklıma düşen,
kıvrandıran bir hazla,
somut dünyada;
belki bir defter köşesinde,
belki bir kitabın arka sayfasında kendine yer bulan.


Ah,
izdırap gibisin,
ölümü dileten,
varlığında herseyi unutturan,
bir tek kalan
sevgi arsızı gibisin.

12 Kasım 2009 Perşembe

keşke..

yarın karşılaşmayız..
ne ben ona birşey yazarım ne de o bana..
ne zamana kadar böyle devam eder bilemem..
sonrasında ya ben çok özlediğim için ararım
ya da o,
dayanamaz "iyi geceler" der..
hiç biri olmazsa karşılaşırız..
yakın zamanda olursa sinirimiz geçmemiştir,
soğuk soğuk konuşur ayrılırız..
olay soğumuşsa ikimiz de karşılaşmaktan mutluluk duyarız..
o akşam birşeyler yer içeriz..
kapanır mesele her halukarda..
kapanır da mesele,
geçen zaman can yakmasa keşke..

10 Kasım 2009 Salı

AN..

“an” yazdım. Yaşamak lazımdır dediler, bilmezmişim gibi.

“an” yazdım. Hissetmek gerek dediler, hissimden acı doğmazmış gibi.
“an” yazdım. Sıkıntısı çoktur dediler, sıkıntıma ölüm eş değilmiş gibi.
“an” yazdım. Geri dönüşü yoktur dediler, pişmanlıklarımı çekmezmişim gibi.
“an” yazdım. Yetmez dediler.

“an” yazdım. İki harfi eksik kalmamış gibi.

30 Ekim 2009 Cuma

düş parçaları

Sıkıntı değil içeriği, hüzün, aşk falan hiç birşey yok.
Ben birşey talep etmedim gökyüzünden, o kendi döktü elime gözyaşlarını.
Sonra birileri gelip kızdı ya yabancılardan birşey aldım diye.
Halbuki ben istemedim, hem anahtar yoktu bende hiç bir kapıya ait olan, ve elinde masallar olan küçük bir kız olsa olsa kedi peşinde koşar.
Kimse suçlayamaz çünkü ben istemedim, onlar kendileri gelip sevdiklerini söylediler beni.
Cevap vermeyi çok sonraları öğrendim ben, hem acı, karamsarlık dolu cevaplar, ah o cevaplar..

Sonra kediler kaçtı, masallar hiç gerçek olmadı, küçük kız kirli elleriyle büyüdü, ama yine de kimse bana hesap soramaz, kimse bu hayat demedi bana, ben kendim öğrendim.

gel?

Hani hava ne aydınlıktır, ne de karanlık, kararsızlık içine yansır da bir çıkış bulamazsın. Karardıkça kararırsın baktıkça gökyüzüne, o vakitlerde gel.
Gel ki gerek kalmasın üzülmeye güneşin gidişine, gel ki üşümesin yüreğim gecede... Hani bi yaramazlık yaparsın da hesap sorar baban, ne konuşabilirsin ağlamadan, ne de rahatlarsın ağladıkça.. Gözlerin sızladıkça sızlar, o vakitlerde gel. Gel ki sarılıp da sana bütün hüznümü paylaşabileyim..
Gel ki çaresizlikler içinden, sana tutunup çıkabileyim... Hani tam kuruyacakken çiçeğe su dökersin de onu kurtarmış olmanın ferahlığını yaşarsın ya, bekliyorum beni hayata döndürecek dokunuşunu, gel ki hayat yeniden anlamlanıp yeniden başlasın..
Gel artık..

29 Ekim 2009 Perşembe

birşey kalmadı..

'Birşey kalmalı' dedi yaşlı adam, kolunun arasında kitabı gözünde gözlüğü ayağında çorabıyla. Ait olan ne varsa ona, üzerindeydi hani, kimsenin farkında olmadığı. Ama yaşlı adam düşündü 'Birşey kalmalı geriye'. Ya saat gece yarısını vurduğunda duvarlar beni unutursa, ya ani o eski cızırtılı şarkılar bensiz çalarsa, ya o çirkin kedi başka bir kucakta uyursa.. Ah ne kaygı ne acı ne hüzün. Birşey kalmalıydı geliye diye düşündü yaşlı adam. Gözlüklerini çıkarttı önce, kitabı bıraktı sonra. Çoraplar kimsesiz çocuklarındı. Dizleri üzerinde kaldı öylece. Dağ gibi devrildi yere. Zamanın bir yerlerde devam ettiğini bilir gibi yüzünde olabildiğince hüzünlü bir gülümsemeyle.

22 Temmuz 2009 Çarşamba


'Dokunma!' dedim, 'acıyor'.
Henüz almadık içeriye kimseyi,
ama alınmayanlar taşladılar,
kapıya çizikler atıp,
kötü sözler yazdılar.
Bakma, dedim,
bakma içine gözlerimin,
sakladığım herşey orda.
Kimsenin bilmedikleri,
anlamakları herşey orda.
İçimde kalanlar, canımı yakanlar..
Bakma, gördüğün 'ben' seni rahatsız eder.
Sorma, dedim,
gerek yok daha fazla soruya.
Sorunca öğrenemiyorsun derdimi ve
ben hafif hissetmiyorum kendimi.
Anlamaya çalışma dedim, en son.
Yapamazsın.
Ne kadar uğraşsan da beceremezsin,
neler sakladım dünyama,
tahmin edemezsin.
Kirlerimi nasıl temizledim,
düşünemezsin, yalnızlığı nasıl işledim ruhuma,
kavrayamazsın.
Böyle bitecek bu ömür,
' garip ' denecek arkamdan..
Ve sen sebebini öğrendiğinde peşimden geleceksin,
hiç düşünmeden..
Hiç düşünmeden.

hiç



Hiç bir çıkar yolum kalmamış gibi, içime dönmek mecburi gibi bir yol. Kor gibi yanar, kör gibi görmez. Tek bir sözcüğe muhtaç, aç ve bütün kavramlara uzak. Sözsüz, sözcüksüz, devamlı uzayan, dümdüz uzayan bir yol. Acı yok, mutluluk yok, hiç birşey yok. Hırs yok mücadele yok, hiç birşey yok. Kahkaha yok, gözyaşı yok hiç birşey yok. Sert bakışlar, kesin tavırlar ve bir ben ve bir yol. Utanmaz bir pişkinlikle 'evet ben yine başaramadım, ve yine bir gruba ait olamadım' diyorum, dedikçe yol uzuyor, hiç bitmeyecek gibi, kimsenin eli değmeyecek gibi. Içime dönmek mecburi gibi, hiç yolum kalmamış gibi, ben yolları kabullenmiş gibi bir yoldayım. Hiç olmadığım kadar yokum.